«Benim hayatımın odağında Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan oldu hep. Bunlar arasında bir ruh göçebesi gibiyim» – Kıbrıslı Türk şair Neşe Yaşın ile röportaj

TESELLİ / Neşe Yaşın

*Neşe Yaşın ile röportaj: Lale Alatli

Sevgili Neşe, ne zaman ve nerede doğdun? (Yer, o dönem, anıların)
Kıbrıs’ta “Nerelisin?” sorusuna genelde ailenin evinin, toprağının bulunduğu köy ya da şehrin adı ile cevap verilir. Ben de Peristeronalıyım bu durumda. Çocukluğumun ilk dört yılını yaşadım orada ve 1963 çatışmalarında göçmen olduk. Zorla koparıldığımız bir yer olduğu için Peristerona hep bir masal köyü gibi kaldı belleğimde. Şiire nasıl başladığımı tam olarak bilmiyorum ama şair bir babanın kızı olarak şiirsiz geçen bir zaman da hatırlamıyorum. Babam evde, beni köyümüz Peristerona’dan araba ile Lefkoşa’daki anaokuluma götürürken, ailecek gezerken şiirler okurdu. Sözcüklerle böylesi eğlenceli bir oyun olduğunu fark etmiş ve ben de henüz okuma yazma bile öğrenmeden kuşa, böceğe şiirler söylemeye başlamıştım. Kıbrıs’taki iç savaşla birlikte babam şiirini milliyetçiliğin hizmetine verince televizyondan, radyodan da işittiğimiz şiirleri bir mağduriyet ifadesi, düşmanlık ve nefret söylemine bulanmıştı. Kıbrıslı Türklerin milli şairinin kızı olarak okuldaki milli törenlerde şiir okumak için tercih edilen bir öğrenciydim. Bunun beni biraz şiirden soğuttuğunu hatırlıyorum. Babamın kitabevi vardı ve bu bana kitaplara ulaşma şansı veriyordu. Bir gün evimizdeki kitaplıkta değil ama yatağımın altında dokuz ciltlik kitap buldum. Bunlar Nazım Hikmet’in Abidin Dino’nun desenlemiş olduğu Bulgaristan’da basılan kitaplarıydı. Yatağımın altına nasıl girdiklerini daha sonra öğrendim. Kitapları babama Kıbrıslı Türk komünist Derviş Ali Kavazoğlu hediye etmişti. Derviş Kavazoğlu daha sonra Kıbrıslı Rum yoldaşı Kostas Mişauli ile faşistler tarafından bir komplo sonucu arabada öldürüldü. Kıbrıslı barışseverler için ikonik bir figürdür. Kavazoğlu bir zamanlar babamı komünist yapmak için epey uğraşmış. Nazım Hikmet’le Kıbrıs konusunda yazışmaları vardır. Hediye olarak gönderdiği bu kitapları ise babam yasaklı kitaplar oldukları için yatağın altına saklamış. Böylece tanıştığım Nazım Hikmet şiirlerinin önüme nasıl bir dünya açtıklarını anlatamam. Günler geceler boyunca bu şiirleri okuduğumu hatırlıyorum. Babamla İstanbul yolculuklarımızda çeşitli şairlerle buluşuyorduk. Fazıl Hüsnü Dağlarca ile sık sık görüşürdü mesela. Cahit Külebi ile de iyi arkadaştı. Ben de kitabevinde ve evdeki kitaplıkta şiir adına bulduğum her şeyi okuyordum. Şair olmaya nasıl karar verdiğimi bile hatırlamıyorum. Karar vermekten daha güçlü bir duyumsama bir kader duygusuydu sanki bu…

Hayat duruşuna yön veren nedir? Kendini nasıl tanımlıyorsun?
Benim hayattaki en temel arayışım “özgürlük”tür. Sol politik ve kültürel değerlere sahibim. Kendimi kategorize etmeyi sevmiyorum ama dünyadaki bütün özgürleştirici hareketler; anarşizm, feminizm, vicdani ret, anti-militarizm, ekolojik aktivizm kalbimdedir.

Senin için en çok önem taşıyan/farklı bir yere sahip eserlerin neler? Neden? Bu eserler hakkında kısaca bilgi verebilir misin?
İlk kitabım Sümbül ile Nergis Cem Yayınları bünyesindeki Arkadaş Kitaplar’dan çıkmıştı ve Savaşların Gözyaşları Yeni Türkü Yayınları’nın küçük boyutlu kitapları arasında yayımlanmıştı ben henüz Üniversite öğrencisiyken. Arada yayımlanmamış bir dosyam var. Bir kısmı dergilerde yer alan ama kitap olarak çıkmayan şiirler bunlar.
Daha sonra Cem Yayınları Kapılar dosyamı yayımladı. Bu dönem özgürlük ama ilk kitaplardan farklı olarak bireysel özgürlük ve kadınlık meselesiyle çok ilgilendiğim bir zamana denk düşüyor. Çocukluktan çıktığım ve şiir üzerine de daha çok okuyup düşündüğüm bir dönem. O yıllarda feminist hareketin bir yükselişi var Türkiye ve Kıbrıs’ta. Bunun da etkileri var üzerimde, daha çok da bireysel kimlik arayışı söz konusu. Oldukça lirik, müzikli bir şiire yöneldiğimi düşünüyorum. Bu kitapta “Göndermesiz Mektuplar” bölümünü oluşturan şiirlerin yani bireysel olanla politik olanı kaynaştıran şiirlerin gelecekte yazacağım şiirin bir habercisi olduğunu görüyorum.
Uzun bir aradan sonra gelen Ay Aşktan Yapılmıştır’da ise Kapılar’daki isyanın yerini daha dingin bir olgunluk alıyor. Bir de erotizm var. Ama erkek erotizminden çok faklı bir erotizm olduğunu düşünüyorum bunun. Estetize edilmiş cinsellik bir kadın sesine ait. Burada bireysel olan ve politik olanın iç içe geçmesini, masumiyet arayışını bulabiliriz.
Daha sonra Bellek Odaları var ki o da “Ay Aşktan Yapılmıştır”ın bir devamı gibi. Ama daha cesur ve olgun olduğunu düşünüyorum. Erotizm daha yükselmiş sanki…
Üşümüş Kuşlar ise aynı çizgiyi devam ettiriyor diye düşünüyorum. Çok daha olgunlaşmış biçimde. Masalsı öge daha baskın bu kitapta. Burada ikili dizelerden oluşan bölüm çok ilgi gördü.
Son şiir kitabım Kar Uykusu ile yeni çıktı. Burada da masalsı bir ortam içinde altan alta cinsiyetçi ideoloji ile hesaplaşma var. Okurlar politik alegoriler bulduklarını söylüyorlar bu kitapta.
Bunlar dışında Üzgün Kızların Gizli Tarihi isimli bir romanım ve Şiirle Hatırlamak adılı bir inceleme kitabım var.
Şiirlerimden bir seçme İngilizce’de Rose Falling Into Night adı ile yayımlandı. Yunanca’da Vakhikon yayınevi tarafından Yasak Bahçeler adlı kitabım yayımlandı.

Μπορεί να είναι απεικόνιση
Anne Dessine

Bir edebiyatçının ne tür konularla ilgilenmesi, hangi konulara karşı daha hassas olması gerektiğini düşünüyorsun?
Bence insana, hayata dair her şey edebiyatın konusudur. Hayatın içindeki adaletsizlikler, can acıtan her şey doğal olarak giriyor edebiyata.

Türkiye, Yunanistan, Kuzey ve Güney Kıbrıs hakkında ne düşünüyorsun? Tarihsel, politik, insani (İnsan hakları, işçi hakları, kadın hakları vs) ve kültürel vs. açıdan?
Benim hayatımın odağında Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan oldu hep. Bunlar arasında bir ruh göçebesi gibiyim. Her üç ülkede de özgürlük mücadelesi veren örgütlerle dostum ve elimden geldiğince dayanışma içinde olmaya çalışıyorum

Seni genel olarak yazmaya iten nedir? Seni şiire yönelten ne oldu?
Beni yazmaya iten hayatta gördüğüm adaletsizlik ve tutsaklık halleridir sanırım. İnsan olmanın anlamını arıyorum ve ölüme ve yıkıma direnmek istiyorum.

Vicdani ret hakkında ne düşünüyorsun?
Erkek olsam kesin vicdani ret ilen ederdim. İnsan öldürmek için örgütlenmiş bir kurumun içinde şu veya bu şekilde yer alabileceğimi düşünemiyorum. Kıbrıs’ta ilk vicdani retçi Salih Askeroğlu’nun kampanyasını bu nedenle destekledim, gözaltında hücrede tutuldum ve askeri mahkemede yargılandım bu nedenle.

Hangi tanrıya inanıyorsun?
Şiir Tanrısı’na diyelim. Tanrıları insanların yarattığını düşünürüm. Benim de bir çocukluk tanrım vardı küçükken. İyiliği ve adaleti temsil eden bir Tanrı.

En son yayınlanan eserin? Gelecekte yayınlanmasını planladığınız eserin?
Söylediğim gibi en son Kar Uykusu yayımlandı. Şimdi yeni şiir dosyam üzerinde çalışıyorum ve salgın döneminin esinlediği şiirler olacak bu yeni kitapta

Şiir/edebiyat insanlığın geleceğini değiştirebilir mi?
Ben şiirin, edebiyatın büyük bir güç taşıdığına inandım hep.

Kaçmak zorunda kalsan yanına alacağın ilk kitap hangisi olurdu?
Hayatta favorilerime hiçbir zaman karar veremedim. Belki de benim problemim bu. Hangi kitabı alacağıma karar veremezdim herhalde böyle bir durumda.

Türkiye’de ve Yunanistan’da insanların polis güçleri veya aşırı sağcılar tarafından katledilmesi, Kıbrıs’ta asker ve polis şiddeti seni ve edebiyat hayatını nasıl etkiliyor?
Bu tip olaylar beni çok öfkelendiriyor ve ajite ediyor. Yazmak için öfkeden çok bir sükûnet ve uzaktan bakmak gerekli. Bir de edebiyat güncel politikanın yedeğinde olmaktan çok daha derin ve insanlık durumlarına ilişkin bir bakış açısı sunmalı diye düşünüyorum. Bunlar zaman içinde bir biçimde belirecektir edebiyatta.

“Yurdunu sevmeliymiş insan” adlı şiirin çok büyük kitlelere ulaştı. Yurdunu seviyor musun?
İnsanın yurdu çocukluktur ve çocukluk da bir yabancı ülkedir deniyor. Kıbrıs benim için dünyanın en güzel yeri. Bölünmüş olması çok acı veriyor. Bu ülkenin çok daha güzel günleri olabileceğini, bunun için taşıdığı potansiyeli görüyorsun ve gerçekleşmemesi seni üzüyor.

Edebiyat alanında başta Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan olmak üzere, uluslararası işbirlikleri hakkında ne düşünüyorsun? Mevcut duruma katkısı olur mu?
Keşke iki dilli edebiyat dergileri olabilse. İki dilli festivaller, etkinlikler de harika olurdu kuşkusuz. Edebiyatçıların işbirliği politik durumu muazzam etkilerdi bunlar olsaydı.

Kokkini (Kırmızı) Gazetesi hakkında söylemek istediklerin?
Kokkini/Kırmızı gazetesi iki dili, iki edebiyatı bir araya getirerek önemli bir boşluğu dolduruyor diye düşünüyorum. Tüm katkı koyanlara teşekkürler ve sevgiler.

Neşe Yaşın’la Aynı Denizin Kıyısında / Bir Kıbrıs Sürgünü, Namık Kemal
https://www.youtube.com/watch?v=BbLpQaRoUf0

BÜYÜK SÖZ

Şiir o büyük sözü söyleyince
bütün silahlar birden susacak
ölmüşlerin hep bir ağızdan söylediği
tarihten çıkıp gelen kalabalığın
akan kanın ve acıların çığlığı olan söz

Çiçek usulca fısıldayacak bu sözü
gökyüzündeki ağlayan bulut
coşkulu dalgaları denizin
asker olmak istemeyen çocuklar söyleyecek

İşte o gün
köpüklerden yeni bir aşk doğacak
milliyeti belirsiz

Büyülü sözcükler
susmuş yüreklerin intikamı tarihten
aşkın rüzgarıyla öpüşürken
utancından ölecek savaş

Yarım vatana ihanet
ulaşmaksa bütün vatana
şahane boynuzların olacak milliyetçilik
ihanet edeceğim sana
bütün düşmanlarla sevişip
peşime kanlı ordular koysan da
ihanet edeceğim sana
yeryüzünün bütün kıtalarında

Şiir o büyük sözü söyleyince
bütün pazarlıklar ve görüşmeler bitecek
işsiz kalacak arabulucular

İçinde yıldızları ve nehirleri taşıyan
bütün zamanlardaki sonsuz sevişmeleri
yağmurları denizleri ve sesleri taşıyan
o büyük sözle boyun eğecek tarih

Şiir söyleyince o büyük sözü
ya kurşuna dizilecek bütün şairler
ya da barış inecek toprağa.

Μπορεί να είναι εικόνα ένα ή περισσότερα άτομα, άτομα που στέκονται και πανωφόρια
Trash Riot

KALP TEKNESİ
Kalbim küçük bir teknedir
Denizinde hatıranın

MANZARA
Manzaramı örtüyorsun
verdiğin kederle

JANUS
İçeriyi görür
dışa bakarken
Janus’tur şiirin tanrısı

ŞİİR
İçimde bir kelebeğin sesi vardı
Şiir yazdım

KORKUSUZ
Sen bağırınca
Şiir korkmuyor

TARİH
Kim geçmişe buradan
Geleceği incitmiş

ANA-VATAN
Sen ne biçim anasın
Sağ olasın diye
oğullarını öldürüyorsun

İHANET
Sildi bütün hikayeyi
Tek kelimeyle

EĞER
Elbet çiçek açardık
Engellemeseydiniz güneşimizi

Neşe Yaşın

*Röportajın Yunancası için buraya tıklayın.

One comment

  1. […] *Μπορείτε να διαβάσετε τη συνέντευξη με τη Γιασίν και τα ποιήματά της στα τουρκικά εδώ. […]

    Μου αρέσει!

Σχολιάστε

Εισάγετε τα παρακάτω στοιχεία ή επιλέξτε ένα εικονίδιο για να συνδεθείτε:

Λογότυπο WordPress.com

Σχολιάζετε χρησιμοποιώντας τον λογαριασμό WordPress.com. Αποσύνδεση /  Αλλαγή )

Φωτογραφία Google

Σχολιάζετε χρησιμοποιώντας τον λογαριασμό Google. Αποσύνδεση /  Αλλαγή )

Φωτογραφία Twitter

Σχολιάζετε χρησιμοποιώντας τον λογαριασμό Twitter. Αποσύνδεση /  Αλλαγή )

Φωτογραφία Facebook

Σχολιάζετε χρησιμοποιώντας τον λογαριασμό Facebook. Αποσύνδεση /  Αλλαγή )

Σύνδεση με %s